Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğini incelediğimizde; birçok sıkıntılı hükmün var olduğu ve bunlara TTB ve Türk Sağlık Sen gibi kuruluşlar haklı olarak şu anda hizmet veren tüm hekimleri sıkıntıya soktuğu için itiraz etmektedirler. Ancak bir nokta var ki hiçbir yerde değinilmemekte. Şöyle ki; Yönetmeliğin EK-1 Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usül ve Esaslar başlığında Madde 2 dördüncü fıkra (b) bendinde yer alan “Yerleştirme sırasında aile sağlığı merkezinde bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendindeki birinci grubun yerleştirilmesinde belirtilen uzman aile hekimliği kontenjanı var ise o pozisyonu önce aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları daha sonra ise kadrosu veya pozisyonu pilot ilde olan aile hekimliği uzmanları.” Şeklindeki hüküm ile geçmişte olduğu gibi aile hekimliği sürecinde de özveri ile çalışan ve geçen bu süre içinde biz pratisyen hekimlere tanınan, boşalan pozisyonlara hareket edebilme hakkının elimizden alındığını görüyoruz. Yine aynı yönetmelikte bu durumu haklı gösterecek herhangi bir ek görev ve sorumluluktan bahsedilmemektedir.
En son istediğimiz şey şu ana kadar birlikte çalıştığımız meslektaşlarımız ve arkadaşlarımız olan uzman aile hekimlerini rencide etmektir. Ama unutulmamalıdır ki bu durum sahada perifer sıkıntısı olmadan düşük hizmet puanları ile de olsa pratisyen hekimlerin aksine güzel merkezi pozisyonlara gelebilmek ve ayrıcalıklı olmak için Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği ve Ona destek veren aile hekimi uzmanlarının çabaları ve diretmesi sonucu olmuştur.Aynı oluşum niyetini merkezlerde bir araya gelmelerini sınırlayan hükümlere itirazını hukuki yolla ortaya koyarak da pekiştirmiştir. Bu ise pratisyen hekimlerin kalıcı mağduriyetine sebep olacaktır. Çalışma şartlarını belirleme amacı güden bu yönetmeliğin en başta çalışma bölgelerinin dağılımını hakkaniyetle yapamadığı çok açıktır.
Kanunlar eşitlik sağlamak için yapılır. Uygulama Yönetmelikleri de bunu sağlamak zorundadır. Eşit görev ve sorumluluklar verilen insanlar eşit haklara sahip olmalı ve muhataplıkları da kazançları da eşit olmalıdır. Bu durum anayasamızda açıkça belirtilmiştir. Ancak bu yer edinme mücadelesinde uzman aile hekimleri yer seçiminde tüm sahada birinci basamak pratisyen hekimlerinin önünde istediği gibi at koşturacak ve sonrada hizmet kalitesinde üstlere tırmanmak için getirilen rekabetçi bir yönetmelikten bahsetmek mümkün olacak. Bütün zorlukları birinci basamak pratisyenlerinin önüne koyacaksınız, bir nevi uzman aile hekimlerini bu zorluklardan muaf tutacak ayrıcalıklı hareket serbestisi getireceksiniz ve yönetmeliğin adaletinden, rekabetinden bahsedeceksiniz. Çünkü eğer bu yönetmelik uygulanırsa yıllarca deneyim kazanmış, bunu her ortamda gösteren hekimlerin hizmet puanları hiçe sayılacaktır. Periferde var olan adli hizmetler, hekim yokluğundan kaynaklanan nöbetler, TSM’ne ait ek görevler, en ücra köylere ve mezralarla muhatap olmayı gerektiren mobil hizmetler pratisyen hekimlere yıkılmış olacak TAHUD’un birinci basamak saha hekimi uzman aile hekimleridir savına rağmen bu görevlerle uzman aile hekimleri hiç muhatap olmayacaklardır. Şu ana kadar mevcut uzman aile hekimlerinin bir çoğunun sahada çalışma isteklerinin olmaması da bu durumu açıklamaktadır. TAHUD söyleminin aksine kendilerini sadece bir klinisyen olarak gören uzman aile hekimlerini sisteme çekmek için bu tür haksız bir hükme yer verilmiştir. TAHUD da bu çalışma isteksizliğini ayrıcalık tanıyarak kırmaya çalışmaktadır. Bu durum aşikar bir şekilde görünürken, yönetmeliği hazırlayan yetkili ve ilgililer birinci basamak sağlık hizmetlerini daha ileriye mi götürdüklerini düşünmektedirler. Tüm genel pratisyenler gibi saha hekimi iseler periferde hizmet puanı esası ile eşit şartlarda mücadele edebilmeli ve hizmet üretebilmeliler. Bu uygulamayla aile hekimi uzmanlarının zaten en üst seviyede hizmet alımının olduğu merkez yerleşimlerde yoğunlaşması, eğitilme amaçlarının dışında kişisel, sosyal yaşamlarını daha kaliteli sürdürmeye yönelik bir girişim şekline dönüşecektir. Çünkü her vatandaşın nerede olursa olsun eşit hizmet almaya hakkı var olmalı diye düşünüyoruz. Bu bakış açısı ile yönetmeliğin bu maddesi acilen değiştirilmelidir. Aksi halde kişiselleştirilmiş geneli düşünmeyen şekli ile bu yönetmelikten başta vatandaşlar olmak üzere (pratisyen hekimlerin şu ana kadar sürdürdüğü özveri, istek ve sorumluluk hissi zedelenecektir.) tüm tıp camiası, şu ana kadar beraber çalıştığımız uzman aile hekimleri de dahil zarar görecek, sağlık sistem hiçbir şekilde dinginliğe kavuşmayacaktır.
Bir diğer konu; Özellikle ASM lerin A, B, C, D gruplarına kategorilendirilmesi ne yazık ki önyargılı olarak verilen ASM gider yardımının kesilmesine yönelik olduğunu düşündürmektedir. Çünkü; tüm Türkiye aile hekimliği sistemine geçtiği zaman 21.000 aile hekimi olacak yaklaşıkta 5.000 ASM olacaktır. Bu yönetmeliğe göre 5.000 ASM nin %1’i bile yani 50 tanesi bile A olamaz. Hem fiziki bakımdan hemde yapılacak masraflar bakımından bunu karşılaması imkansızdır. 5.000 ASM nin %90 dan fazlası kamu binası olacaktır. Örneğin Edirne de 112 aile hekimi görev yapıyor 44 ASM var , A veya B olabilecek 1 tane bile ASM yoktur ki merkezde en az 10 tane de kamu binası olmayan yerde açılmış olan ASM lerdir.
Çalışanların motivasyonunu arttırmak sisteme gireceklere tereddüt yaşatmamak için; halen verilen miktardaki ASM gider yardımın ek-3 deki D grubu ASM ler için verilmesi ve buradaki istenen muayene odası, bekleme salonu, erkek-kadın tuvaletinin ayrı olması gibi fiziki koşulların binanın fiziki yapısı bunu yapmaya elverişli değilse “bu maddelerden muaf olmak üzere” diye düzenleme yapılması uygun olacaktır. Çünkü, bugün itibariyle aile hekimlerinin çalıştıkları çoğunluk ASM lerdeki mevcut fiziki şartlar ile yeni yönetmelikte istenilen fiziki şartları oluşturmak imkansızdır.
Alınan ASM gider yardımın hiç harcama yapılmamasını bizde kabul etmiyoruz ancak istenen asgari standart koşulları yerine getirmek için şu an ödenen 2.600 TL’ nin ödenmesi, asgari şartların üzerine hizmetin kalitesini arttırmak için teşvik edici yeni maddeler belirleyerek, eklenen maddeler için bir puan verilip, bu puan karşılığı olan ek ödeme yapılması teşvik edici olacaktır.
Çalıştığımız mekanları sahipleniyor ve evimiz kabul ediyoruz. Hizmet kalitesini arttırmak için harcama yapılması gerektiğine inanıyoruz. Belirlenmiş asgari standartları yerine getirmeyenlerden kesinti yapılmasını da doğru buluyoruz ancak yapanlarında bunun yanında cezalandırılması ise sahaya negatif olarak yansıyacaktır.
Bir sağlık kuruluşunun ve özelliklede bir Aile Sağlığı Merkezinin elbette ki asgari fiziki ve teknik şartları karşılaması ve vereceği sağlık hizmetinin özelliklerine uygun donanıma sahip olması gerekir. Hatta asgari şartların da ötesinde belli bir süreç sonunda, ülkenin her noktasında, her vatandaşına eşit sağlık hizmeti sunacak “sağlık hizmeti standartı” nın yakalanması gerekir. Daha sonraki dönemlerde bu çıta biraz daha yükseltilerek, ülkemize ve insanımıza yakışır bir sağlık hizmetine ulaşılması planlanır. Bunu başarmanın da tek yolu vardır; bakanlık olarak “ciddi devlet” anlayışı ile hareket ederek bu konudaki samimiyetinizi göstermek ve bunu başarmak isteyen hekimlerin arkasında olduğunuzu hissettirmek ve bunu teşvik edecek yaklaşımlar üretmektir. Aile Hekimlerinin kaliteyi arttırmadaki bu sürece kendi rızası, çabası ve isteği ile severek katılması gerekir. Ülke şartlarına uygun, iyi planlanmış örnek bir “Aile Sağlığı Merkezi” projesi ve projeyi hayata geçirmek isteyen aile hekimlerine sağlanacak destek bu amaç doğrultusunda önemlidir. Daha da önemlisi, hazırlanmış bu tür projeler aile hekimlerinin bu sisteme ve sistemin geleceğine olan inancını arttırmakla birlikte, zedelenmiş güvenin yeniden tazelenmesi için iyi bir fırsattır. Bakanlık samimi olmalıdır.
Bu yönetmelik, tehditkar bir tavırla ulaşılması imkansız ve daha da komiği ulaşılsa da halka ve hekime bir faydası olmayacak şartlar öne sürerek “bu işten nasıl kar ederim” ya da “aile hekimlerine nasıl daha az para veririm” in hesabını yapmaktadır. Hekimler ve halk arasında ilk zamanlar bahar havası estiren bu sistemin, aslında eski sistemden bir farkının olmadığı, sadece adının değiştirildiği ve hatta zamanla daha da işin içinden çıkılamaz duruma düşüleceğinin sinyallerini vermiştir.
O nedenle Bakanlık, bu tehditkar ve "yapmazsan ödemem" şeklindeki samimiyetsiz tavrından ve bunun resmileştirilmiş hali olan bu yönetmeliğin ilgili hükümlerinden acilen vazgeçmelidir.
İlgili yönetmeliğin geneli, TTB ve Türk Sağlık Sen tarafından hukuki sürece götürülmüştür. Ancak üzerinde durulmadığını ve hayati öneme haiz olduğunu gördüğümüz yukarıdaki konular üzerinde ısrarla durulması gerektiğini düşünmekteyiz.
Bu haber 111 defa okundu.
Kaynak : EDAHED
|